'Tunus'ta istisnai kararlar devam edecek'

Said, Tunus'un Sidi Buzid vilayetine yaptığı ziyaret esnasında valilik binası çevresinde toplanan destekçilerine konuşma gerçekleştirdi. 25 Temmuz'da 30 günlüğüne aldığı ve 26 Ağustos'ta süresini uzattığı yasama, yürütme ve yargı alanındaki istisnai kararlara ilişkin, "Tunus'ta istisnai kararlar devam edecek" diyen Said, aldığı kararlara karşı düzenlenen protestoları "tiyatral" olarak nitelendirerek, "kötü aktörlerle kötü yönetilen bir oyun" olduğunu söyledi. Said, istisnai önlemlerin Tunus devletini koruma sorumluluğundan kaynaklandığına ve sorunun bir hükümet sorunu olmadığına işaret ederek, "Sorun, Tunusluların çıkarlarına hizmet etmediği için yeniden gözden geçirilmesi gereken bütün bir sistemdir." ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Said'in olağanüstü yetkileri elinde toplamasıyla oluşan "istisnai durum" 18 Eylül'de başkent Tunus'taki Belediye Tiyatrosu önünde aralarında aktivist, hukukçu ve siyasilerin de yer aldığı yüzlerce Tunuslu tarafından protesto edilmişti. Cumhurbaşkanının aldığı istisnai kararların sonlandırılmasını isteyen göstericiler, "meşruiyetten geri adım atılmayacak", "devlet kurumlarına karşı darbe kabul edilemez", "korku yok, korkutma yok; otorite halkındır", "anayasa, özgürlük, milli onur" şeklinde sloganlar atmıştı. Tunus'ta ne olmuştu? Arap Baharı'nın doğum yeri Tunus'ta, belirli aralıklarla ve farklı şiddetlerde devam eden sosyal, ekonomik, politik ve kontrolden çıkmış sağlık krizi nedeniyle Tunuslular 25 Temmuz'da kitleler halinde sokağa çıkmıştı. Cumhurbaşkanı Kays Said, ülkenin tehlikede olduğu sırada kendisine olağanüstü yetkiler tanıyan Anayasa'nın 80. maddesini hayata geçirdiğini duyurmuştu. Said, Meclis'in çalışmalarını 30 gün boyunca durdurduğunu, tüm milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırıldığını, başbakanı azlettiğini ve yeni bir başbakan atayacağını, ayrıca yolsuzluk dosyaları için kendisini başsavcı olarak görevlendirdiğini açıklamıştı. Ülke içinde bazı kesimler Said'in bu kararını desteklerken, Meclis içindeki partilerin çoğunluğu Cumhurbaşkanı'nın bu kararlarıyla "Anayasa'yı ihlal ettiğini" belirtmiş, bazı kesimler de süreci "anayasal bir darbe girişimi" diye nitelemişti. Tunus'ta dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ardından bazı milletvekilleri ifadeye çağrılmış, bazıları gözaltına alınmış ve aralarında üst düzey bürokratların da yer aldığı bazı isimler hakkında ev hapsi kararı verilmişti. Said bir aylık sürenin dolmasının ardından Meclis'in çalışmalarının durdurulması dahil, olağanüstü yetkileri elinde topladığı kararların "süresiz" uzatıldığını bildirmişti. Bu arada Cumhurbaşkanı Danışmanı Velid el-Huccam, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Tunus'ta 2014'te kurulan siyasi sistemin, artık sürdürülebilir olmadığını kaydetmiş, ülkede başkanlık sistemine geçilmesi yönünde hazırlık yapıldığını paylaşmıştı.

'Tunus'ta istisnai kararlar devam edecek'

Said, Tunus'un Sidi Buzid vilayetine yaptığı ziyaret esnasında valilik binası çevresinde toplanan destekçilerine konuşma gerçekleştirdi. 25 Temmuz'da 30 günlüğüne aldığı ve 26 Ağustos'ta süresini uzattığı yasama, yürütme ve yargı alanındaki istisnai kararlara ilişkin, "Tunus'ta istisnai kararlar devam edecek" diyen Said, aldığı kararlara karşı düzenlenen protestoları "tiyatral" olarak nitelendirerek, "kötü aktörlerle kötü yönetilen bir oyun" olduğunu söyledi.

Said, istisnai önlemlerin Tunus devletini koruma sorumluluğundan kaynaklandığına ve sorunun bir hükümet sorunu olmadığına işaret ederek, "Sorun, Tunusluların çıkarlarına hizmet etmediği için yeniden gözden geçirilmesi gereken bütün bir sistemdir." ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Said'in olağanüstü yetkileri elinde toplamasıyla oluşan "istisnai durum" 18 Eylül'de başkent Tunus'taki Belediye Tiyatrosu önünde aralarında aktivist, hukukçu ve siyasilerin de yer aldığı yüzlerce Tunuslu tarafından protesto edilmişti.

Cumhurbaşkanının aldığı istisnai kararların sonlandırılmasını isteyen göstericiler, "meşruiyetten geri adım atılmayacak", "devlet kurumlarına karşı darbe kabul edilemez", "korku yok, korkutma yok; otorite halkındır", "anayasa, özgürlük, milli onur" şeklinde sloganlar atmıştı.

Tunus'ta ne olmuştu?

Arap Baharı'nın doğum yeri Tunus'ta, belirli aralıklarla ve farklı şiddetlerde devam eden sosyal, ekonomik, politik ve kontrolden çıkmış sağlık krizi nedeniyle Tunuslular 25 Temmuz'da kitleler halinde sokağa çıkmıştı.

Cumhurbaşkanı Kays Said, ülkenin tehlikede olduğu sırada kendisine olağanüstü yetkiler tanıyan Anayasa'nın 80. maddesini hayata geçirdiğini duyurmuştu.

Said, Meclis'in çalışmalarını 30 gün boyunca durdurduğunu, tüm milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırıldığını, başbakanı azlettiğini ve yeni bir başbakan atayacağını, ayrıca yolsuzluk dosyaları için kendisini başsavcı olarak görevlendirdiğini açıklamıştı.

Ülke içinde bazı kesimler Said'in bu kararını desteklerken, Meclis içindeki partilerin çoğunluğu Cumhurbaşkanı'nın bu kararlarıyla "Anayasa'yı ihlal ettiğini" belirtmiş, bazı kesimler de süreci "anayasal bir darbe girişimi" diye nitelemişti.

Tunus'ta dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ardından bazı milletvekilleri ifadeye çağrılmış, bazıları gözaltına alınmış ve aralarında üst düzey bürokratların da yer aldığı bazı isimler hakkında ev hapsi kararı verilmişti.

Said bir aylık sürenin dolmasının ardından Meclis'in çalışmalarının durdurulması dahil, olağanüstü yetkileri elinde topladığı kararların "süresiz" uzatıldığını bildirmişti.

Bu arada Cumhurbaşkanı Danışmanı Velid el-Huccam, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Tunus'ta 2014'te kurulan siyasi sistemin, artık sürdürülebilir olmadığını kaydetmiş, ülkede başkanlık sistemine geçilmesi yönünde hazırlık yapıldığını paylaşmıştı.